Cizre ablukasında öldürülen 35 günlük bebek M. Tahir Yaramış’ın
annesi Susin Yaramış ve babası Abdullah Yaramış ile konuştuk
Alınteri:
Bebeğiniz nasıl öldürüldü?
SY: Olaylar
çatışmalarla başladı. Çatışmalardan 1-2 saat önce elektrik, telefon, sular
kesildi. Çatışmalar başladığında bu bahçede oturuyorduk. Silah sesleriyle içeri
girerken çocuk elimden düştü. Ambulansı aradı eşim. “Gelmemize izin vermiyorlar”
dediler. Sokağın başında da keskin nişancılar vardı. Eğer hastalara
ulaşırsanız, “sizi de öldürürüz” diye ambulans şoförlerini tehdit etmişler.
Alınteri: Çocuk
düştükten hemen sonra mı öldü?
SY: Hayır,
gece kustu, ertesi gün kusması devam ederken ateşi de çıktı. O akşam tekrar
aradık, ambulans aynı cevabı verdi “Bizleri tehdit ediyorlar...” Gece yarısı
çocuğumu kaybettim. Hala silah sesleri geliyordu. O gece bebeğimin cesedi
koynumda kaldı. 7 saat sonra eşim duvarlar arasından nasıl götürdüyse camiye
götürdü. Bebeği götürdükten sonra da camide eşim 30 saat kaldı. Çünkü geri
gelemiyordu. Camideyken eşim tekrar arıyor ambulansı, hastane morguna koysunlar
diye... Eşime “Biz Botan’ı buraya getirin morga koyalım” demişler. Eşim de, “Gelebilsem
zaten hastaneye, kendim de morga koyarım” demiş. Camiden sonra neler yaşandı?
Nasıl götürdüler? Hiç bilmiyorum.
Alınteri: Nasıl
götürdünüz? Anlatabilir misiniz?
AY: Sabah
saat 8 gibiydi. Annesi daha fazla üzülmesin diye her şeyi göze alarak götürdüm.
Telefonla ambulansla görüştüğümde “Camide başka cenazeler de var, getirin morga
hepsini götürelim” dediler. Komşuların yardımıyla, mahalle aralarında,
kırdığımız duvarların arasından camiye yetiştirdim. O esnada Sait Çağdavut’un
cenazesi de camideydi. 30 saat orada kaldık. Hiçbir şekilde nakil aracı
göndermediler. Ne de bize izin verdiler kendimiz götürelim... En son cenazeler
kokmaya başladı. Milletvekilleri aracılığıyla “Ya bize araç gönderin ya da biz
kendimiz ölümü göze alıp morga götüreceğiz” dedik. Yarı yola kadar sırtımızda
götürdük. Yanımızda, Diyarbakır HDP milletvekili Sibel Yiğitalp, Antep
milletvekili Mahmut Toğrul, Şırnak milletvekilleri Leyla Birlik, Ferhat Encü
vardı. Onların yardımıyla Cizre nakil aracı geldi ve morga kaldırdık. Sokağa
çıkma yasağı kaldırıldı, ben gittim morga sordum. Cizre Devlet Hastanesi’nde, böyle
bir cenaze yok dediler. Şırnak’a gittim. Otopsi için buraya getirmişler. Oradan
alıp getirdim ve defnettik bebeği.
Alınteri: Kaç
çocuğunuz var ve onlar ne yaşadılar?
SY: Yedi kız
çocuğum daha var. Ne yaşayacaklar? Hepsinin psikolojileri bozuldu. Bizim
psikolojimiz bozuldu ki çocuklar daha beter durumdalar. Hala kardeşlerini
soruyorlar. Sanki hastanedeymiş ve gidip alıp getireceğiz diye düşünüyorlar.
Aınteri: Bir anne
olarak ne diyeceksin?
SY: Bir anne
olarak acımız yüreğimizi dağlıyor. Başka annelerin de yüreği dağlanmasın diye
bu savaş dursun artık. Daha ne istiyorlar bizden. Biz hala şu acımızla barış
diyoruz. Bu çağrımızı duysunlar bu savaşı bitirsinler. Çünkü bu böyle gitmez.
Daha ne kadar kan dökecekler? Yazık değil mi? Bunlar hiç mi insanlıktan nasibini
almamışlar? Erdoğan’ın da, Davutoğlu’nun da evlatları var. Onlar
kazandıklarında niye biz böyle tepki vermiyoruz? Biz kazandığımız da bize
bunları yapıyorlar? Neden yani?
Alınteri: Sizce
Kürt sorunu nasıl çözülür?
AY: Masada
çözülür. Başka bir çözümü yoktur. Kanla çözülecek bir durumu yoktur. 40 senedir
bu katliamlar devam ediyor. Bu şekilde de devam ederse çözülmez. Bu sorunu
çözmek istiyoruz ve o masanın tekrar kurulmasını istiyoruz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder