OĞLUN ÖLMEDEN HAREKETE GEÇ!

31 Ağustos 2015 Pazartesi

“Anaların acısı eskimez…”

“İsyan sokağa taştıysa bunu başlatanlar ve dayatanlar bitecek demektir”


Emekliler Dayanışma Sendikası Başkanı Mahinur Şahbaz’la yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:

Evladının kafasında bir namlu olduğunu bilmek




Oğlun Ölmeden:
Merhaba
Asker annesi S. K.: Merhaba

Oğlun Ölmeden: Kendinizi tanıtır mısınız?
Asker annesi S. K.: 37 yaşındayım. Kadın kuaförü olarak çalışıyorum, esnafım ve iki çocuk annesiyim. Oğlum şu an da 4 aylık asker. Şırnak’ta. Savaşın ve çatışmanın yoğun olarak yaşandığı bir bölgede askerlik yapıyor.

Reddet, diren, hayır de; Askere gitme

Vicdani retçi İnan Mayıs Aru’nun, askerlik dayatmasıyla ilgili yaşadıklarını aktarıyoruz:

30 Ağustos 2015 Pazar

Savaşları zenginler çıkarır, fakirler ölür


“Küçük oğlumun askerlik zamanı geliyor. Ama onu göndermeyeceğim. Çünkü kim için, ne için savaşacak?..”


İnşaat-İş Sendikası Başkanı Mustafa Adnan Akyol ile “Oğlun Ölmeden…” kampanyası üzerine konuştuk…

Güneş ülkeyi terketmeden

Devlet dün gece silahsız, sivil 3 genci kurşunlarla parça parça ederek katletti


Duvarlara sıçrayan kan senin... Halıya yapışmış et parçaları senin bedeninden koptu dün gece... "Ben tanımıyorum!" deme, "Benim çocuğum değil nasılsa!" deme... Adım adım geliyor kirli savaş sana doğru!  Her bir ölümde, her bir katliamda daha da yakınlaşıyor sana ölüm... Çocuğuna bak,  şimdi sana gülümseyen gözlerine iyice bak... Yarın o gözler ölümün soğukluğuyla solabilir unutma... Yarın sarıldığın onun bedeni değil, çivilerle tutturulmuş tahta parçaları olabilir unutma...

Chaplin'den mesaj var: "Askere gitmeyin!"


Silopi'de katliam


Mehmet yarbay videosunun tamamı


Neden askere gitmiyorum?



Her yanımız ateş çemberi, neresinden tutsan yanarsın.” Ben almayayım, benden uzak dursun” desen peşi sıra yuvarlanır durursun. Kaçman fayda etmez. İstesen de kaçamazsın çünkü, ateşi bizimle harlıyorlar. 20 yaşına basmış her fakir çocuğu bir “kütük” gibi ateşi harlamak için atılıyor çemberin içine. Bitenin yerini sürekli yeni biri alıyor. Bitip tükenmeyen bir döngü bu..

2007’den bu yana…

2007’den bu yana dünyanın farklı coğrafyalarında evlatları kirli savaşa kurban edilen asker yakınlarının çığlığı

Mehmet Gülseren: Er Zeki Yenal Gülseren’in babası. Gülseren oğlunun ölümü hakkında şöyle dedi:
“Hakkımı helal etmiyorum, kirli politikalarınıza kurban ettiğiniz çocuğum da hiç kimsenin şehidi falan değil. Bundan böyle de askere gönderecek, kurbanlık çocuğumuz yok, vicdani redci olup cezaevinde yatsınlar.”

28 Ağustos 2015 Cuma

Konya'da ibretlik vaka!

Irkçı, şovenist histeri bilinçleri dumura uğratır. Gözleri kör eder. Konya'da yaşanan olay bunu kanıtlar niteliktedir. 
 
Konya'da iki sarhoş şahıs, trafikte tartıştıkları kişinin "PKK'li" olduğunu ifade ederek bağırır. Bunun üzerine, bir anda çevreden onlarca kişi toplanarak, kendisinin üsteğmen olduğunu söyleyen fakat bir türlü inandıramayan kişiye saldırır.

27 Ağustos 2015 Perşembe

Burası Gazze değil Yüksekova


                   

Gerilla annesinden asker annelerine çağrı

Gerilla annesinden asker annelerine çağrı: Gelin evlatlarımız için el ele verelim. "Erdoğan bilir mi bizim acımızı"


Lice’de yoğun çatışma ve bombardımanın ardından Lice, Hani, Kocaköy üçgeninde stratejik bir noktada; çatışma bölgesinin tam ortasında canlı kalkan nöbeti tutan anneler, Türkiye’nin batısına sesleniyor. Anneler, çatışmalar durana kadar nöbetlerini sürdüreceklerini belirterek tüm annelere, “Yüreği yanan tüm anneler, tüm insanlar bir araya gelerek, acılarımızı ortaklaştıralım. Barış için hep birlikte asker de ölmesin, gerilla da ölmesin diyelim” çağrısı yaptı.

"Kardeşi kardeşe kırdırıyorlar"



 “Kendi kardeşimi ellerimle askere gönderdim, cesedini alıyorum. Ben bunu bu yaşa getirene kadar ne çektim. Allah razı olmasın. Onların evladı olsa böyle olur muydu?”

24 Ağustos 2015 Pazartesi

"Sıkıyorsa kendi çocuğunuzu gönderin..."


OĞLUN ÖLMEDEN…


Analar oğullarının mezarlarına toprak atar oldu yine…

Gerilla ya da asker.. Toprağa düşenlerin hepsi yoksul halk çocukları.

Peki ne için?..

Gerilla “Kürt” olarak kabul edilmenin, insan yerine konmanın, eşit olmanın, kimliğinin ve özgürlüğünün peşinde.

Ya Kürdün üstüne sürülen asker, polis?..

“Vatan savunması” diyorlar. “Bölücü terörle savaş” diyorlar. Hepsi YALAN!.. Hepsi BAHANE!..

Suriye ve Irak’ın petrollerine, gerici Arap şeyhlerinin dolarlarına, Arap ve Afrika pazarlarına göz dikmiş açgözlü çakalların savaşı bu!..

Padişahlık hayalleri kuran saraydaki zorbanın savaşı!..

Kendi oğulları yatak odalarına para istifleyen yiyicilerin savaşı!..

Sorun kendinize:

2 yıldır susmuş silahlar ne oldu da yine ölüm kusmaya başladı?..

Neden “şehit edebiyatı” yapan namussuzlardan bir tekinin bile oğlu, yeğeni, herhangi bir yakın akrabası yok o kirli savaş cephesinde?..

Neden gelen bütün tabutlar hep yoksul evlerinin önünden kalkıyor?..

Kimi ana-babalar feryat ediyor artık tabutların başında: “Vatan sizin olsun, bana oğlumu verin!..”

Oğlu askerde olan ana-babalar:

Aynı ateş sizi de yakmadan yükseltin sesinizi!..

Oğlunuzu göndermeyin askere!

Tabutu gelmeden “Bu kirli savaşa hayır!” deyin!

Yıllardır bu çığlığı atan “barış anneleri”nin seslerine katın sesinizi!

Yüreğiniz ağzınızda ölüm haberini bekleyeceğinize firar etmesini isteyin ondan!

Yeter ki oğlunuz ölmeden harekete geçin!..