Başka zaman ağızlarından köpük saçarak ortalığı inletenler, 24 saattir dut yemiş bülbül kesildiler

Türkiye 24 saattir Geliyê Doski’de (Dağlıca) kaç askerin yaşamını nasıl yitirdiğini öğrenebilmiş değil. Her geçen gün tırmanan savaşın sorumluları dut yemiş bülbül kesildiler. Ne diktatör özentisi Tayyip Erdoğan, başka zamanlardaki gibi çıkıp ağzını doldura doldura “durum şudur” diyebiliyor ne de kendisini ilgilendirmeyen konularda bile höykürmesiyle ünlü Genelkurmay net bir açıklama yapıyor… Çünkü PKK gerillalarından yedikleri darbe çok ağır.
Çeşitli kaynaklardan yayılan bilgilere göre, Geliyê Doski’de gerillaya karşı harekata çıkan askeri birliklere karşı gerillanın kendini savunma kapsamında hazırladığı pusuda otuzun üzerinde ölü var. Bunlardan birinin Dağlıca Tabur Komutanı Yarbay İlker Çelikcan olduğu kesinleşmiş durumda. Ancak yaşamını yitiren diğer askerlerin ne sayısı biliniyor ne de cenazelerinin nerede olduğu… Gelen bilgilere göre, alan hala gerillanın denetimi altında ve cenazeler de gerillanın elinde.
“Vatan, millet, Sakarya…” edebiyatıyla cepheye sürülen yoksul halk çocuklarının dirisi de ölüsü de Ankara’da saltanat süren zalimlerin ve paşaların umurunda değil. Dağlıca çatışması öğlen saat 15:00 sularında olmuş, Başbakan geçinen kukla Konya’da maça gidip şeçim şovu yapar. Efendisi Tayyip ise akşam tv’lerde hala 400 milletvekili elde etmenin peşinde seçim kampanyası yürütüyor!.. Zaten ellerin tekrar tetiğe gidip bu kanların oluk oluk dökülmeye başlamasının en önemli nedenlerinden biri de, bu aşağılık seçim hesapları ve diktatörlük zorlaması değil mi?
Bunların “cengaverlikleri” de silahsız ve savunmasız kitleler karşısında mutlak bir sayı ve silah üstünlüğüne sahip olmalarıyla doğru orantılıdır. Cizre’de, Şırnak’ta, Silvan’da, Diyarbakır Sur’da… yoksul Kürt emekçilerinin yaşadığı mahalleleri tanklar ve zırhlı araçlarla çevirip uzaktan top ve havan ateşine tutmayı bilir bunlar.
Damlara yerleştirdikleri keskin nişancılarla, 8 yaşındaki, 10 yaşındaki, 13 yaşındaki çocukları kafalarından vurmayı bilirler.
Sıradan bir basın açıklaması için bir araya gelen silahsız kitlelerin üzerine gaz ve bomba yağdırıp panzer sürmekte üstlerine yoktur.
Ethem’i Ankara’nın göbeğinde sinsice sokulup kurşunlar, Ali İsmail’i karanlık bir sokakta kıstırıp ellerindeki sopalarla it sürüsü gibi üstüne çullanır, Berkin’i uzaktan gaz fişeğiyle vurmasını iyi bilirler.
Ama ne zaman karşılarına silah bakımından yine zayıf ama savaşmaksa savaşmasını da bilen bir güçle karşılaşırlar işte böyle perişan olurlar. “Asarız, keseriz, son terörist kalana kadar tepelerine bineceğiz!” böbürlenmelerinin yerini dut yemiş bülbül suskunluğu alır. Bu iletişim çağında yedikleri darbenin çapını, yitirdikleri askerlerin sayısını gizlemeye çalışmak gibi zavallı bir çırpınış içine girerler.
Ne var ki, olan yine gariban halk çocuklarına olur…
Bu yazı http://alinteri.org/bu-kan-deryasi-sizi-bogacak.html'den alınmıştır.
Ne var ki, olan yine gariban halk çocuklarına olur…
Bu yazı http://alinteri.org/bu-kan-deryasi-sizi-bogacak.html'den alınmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder